E-2 yatırımcı vizesi, ABD ile uygun bir ticaret ve seyrüsefer antlaşması bulunan bir ülkenin vatandaşının, önemli miktarda sermaye yatırdığı veya yatırım yapma sürecinde olduğu bir işletmeyi geliştirmek ve yönetmek amacıyla ABD’ye girmesine ve orada çalışmasına imkân tanır.
Her şeyden önce: E-2 uygunluğu ikamet edilen ülkeye değil vatandaşlığa bağlıdır. Vatandaşı olduğunuz ülkenin ABD ile uygun bir antlaşması yoksa ne kadar yatırım yapmak istediğinizden veya şu anda nerede yaşadığınızdan bağımsız olarak E-2 seçeneği mevcut değildir.
Türkiye antlaşma ülkeleri arasında yer aldığından Türk vatandaşları bu açıdan genellikle uygundur. Antlaşma ülkelerinin güncel listesinin tamamı ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından tutulur ve dönemsel olarak güncellendiğinden her zaman doğrudan kontrol edilmelidir.
Pek çok yatırımcı adayı için süreç burada sona erdiğinden bu, en son değil ilk kontrol edilmesi gereken konudur. Ayrıca işletmenin kendisinin de antlaşma ülkesinin tabiiyetini taşıması, yani en az yüzde ellisinin o ülke vatandaşlarına ait olması gerektiğini unutmayın.
Uygun bir işletmenin çalışanları da aynı antlaşma ülkesinin vatandaşıysa ve üst düzey yönetici, denetçi veya asli beceri gerektiren bir pozisyonu doldurmak üzere geliyorsa E-2 statüsüne uygun olabilir.
Yayımlanmış bir dolar eşiği yoktur ve bu rakamı soran başvuru sahipleri genellikle yanlış soruyu soruyordur. Yatırımın yeterliliği, birbiriyle bağlantılı üç test kullanılarak orantılı biçimde değerlendirilir.
Yatırım, o türden yerleşik bir işletmeyi satın almanın veya yeni bir işletme kurmanın toplam maliyetiyle karşılaştırılır. Bir yazılım danışmanlık şirketi kurmak, bir üretim tesisine göre çok daha az sermaye gerektirir ve değerlendirme bunu dikkate alır. Düşük maliyetli bir işletmeye yapılan mütevazı bir yatırım “önemli” sayılabilirken sermaye yoğun bir işletmeye yapılan daha büyük bir tutar sayılmayabilir.
Tutarın, işletmenin başarıyla faaliyet göstermesine gerçekten bağlı olduğunuzu gösterecek düzeyde olması gerekir.
Yatırım, işletmenin başarılı olacağını makul kılacak büyüklükte olmalıdır.
Diğer açılardan sağlam başvuruların başarısız olduğu nokta burasıdır.
Sermayenin ticari anlamda risk altında olması, yani işletme başarılı olamazsa kısmen veya tamamen kaybedilebilecek durumda olması gerekir. Şirket banka hesabında bekleyen para risk altında değildir. İşyeri, ekipman, stok, lisans, personel ve pazarlama için harcanan para ise risk altındadır.
Sermaye ayrıca geri dönülemez biçimde taahhüt edilmiş olmalı, yani kolayca geri çekilememelidir. Vizenin verilmesine bağlı emanet (escrow) düzenlemeleri belirli durumlarda bu şartı karşılayabilir, ancak yapının doğru kurulması gerekir.
Fonların yasal kaynağını kanıtlamak uygulamada nadiren basit bir evrak işidir. Özellikle Türk yatırımcılar söz konusu olduğunda bazı durumlar tekrar tekrar karşımıza çıkar:
Sermayenin Türkiye’deki bir banka hesabından ABD’ye aktarılması kendine özgü bir belge zinciri gerektirir. Fonların kaynağından (maaş, ticari kazanç, gayrimenkul satışı, miras vb.) ABD’deki hesaba kadar her adımı belgelenmiş şekilde izlenebilmesi gerekir. Bu zincirdeki boşluklar, masum nedenlerden kaynaklansa bile konsolosluk veya karar mercii tarafından sorgulanma eğilimindedir.
Başvuru sahibinin varlığının bir kısmı resmi bankacılık kanalları dışında birikmişse, sonradan temiz bir belge zinciri oluşturmak o dönemde oluşturmaya kıyasla çok daha zordur. Bu durum yeterince yaygın olduğundan başvuru sırasında fark edilmek yerine erken aşamada konuşulmalı ve planlanmalıdır.
Bağışlar ve krediler bazı durumlarda kabul edilebilir; ancak kendi fon kaynağı kanıtlarınızın yanı sıra kredi verenin veya bağışçının bu fonu sağlayabilecek durumda olduğunun ve sizinle ilişkisinin de genellikle belgelenmesi gerekir. Satın alınan işletmenin varlıkları teminat gösterilerek alınan krediler, riski sizden başkasına kaydırdığı için genellikle kabul edilmez.
Bunların hiçbiri başvuruyu engellemez; yalnızca fon kaynağı kanıtlarının son dakikada toparlanmak yerine başvurudan çok önce hazırlanması gerektiği anlamına gelir.
İşletmenin gerçek, aktif ve faal olması gerekir; atıl, spekülatif veya yalnızca vize almak için kurulmuş bir araç olmamalıdır. Bunun ötesinde işletme marjinal de olmamalıdır.
Marjinal işletme, size ve ailenize asgari bir geçim sağlamanın ötesinde gelir elde etme kapasitesine şimdi veya gelecekte sahip olmayan işletmedir. Bu şartı, işletmenin hâlihazırda bu düzeyin belirgin biçimde üzerinde gelir elde ettiğini ya da faaliyete başladıktan sonraki yaklaşık beş yıl içinde bunu başaracağını inandırıcı bir iş planıyla göstererek karşılarsınız.
ABD’li çalışanlar için istihdam yaratmak, marjinal olmadığını göstermenin güçlü bir yoludur, ancak tek yol değildir.
İşletmeyi geliştirmek ve yönetmek amacıyla geliyor olmanız gerekir. Bu, en az yüzde elli ortaklıkla ya da yönetici pozisyonu veya başka bir şirket yapısı aracılığıyla operasyonel kontrolle kanıtlanır. Pasif yatırımcılar E-2 için uygun değildir.
E-2 vizesinin birbirinden ayrı iki süresi vardır ve bunların karıştırılması sık rastlanan bir kafa karışıklığıdır.
E-2 statüsünü yurt dışında konsolosluk süreci ile alırsanız pasaportunuza basılan vize etiketinin geçerlilik süresi, genel olarak USCIS veya göçmenlik mevzuatı tarafından değil, vatandaşlığınıza ilişkin mütekabiliyet tablosu (reciprocity schedule) tarafından belirlenir. Türk vatandaşları için bu süre şu anda beş yıl, çok girişli ve mütekabiliyet ücreti olmaksızın uygulanmaktadır. Mütekabiliyet tabloları ülkeden ülkeye önemli ölçüde farklılık gösterir ve değişebilir; başvuru öncesinde her zaman doğrudan ABD Dışişleri Bakanlığı üzerinden teyit edilmelidir. Bundan bağımsız olarak, bu vizeyle ABD’ye her girişinizde Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) tarafından I-94 Formu’na kaydedilen bir kabul süresi verilir; bu süre, vize etiketinin geçerliliğinden bağımsız olarak genellikle giriş tarihinden itibaren iki yıldır. ABD’de kalma hakkınız vizenin bitiş tarihine değil I-94 tarihine bağlıdır; yani beş yıllık bir vize, beş yıl kesintisiz kalış izni anlamına gelmez.
E-2 statüsünü ABD’de bulunurken USCIS’e statü değişikliği başvurusu yaparak alırsanız ortada bir vize etiketi olmaz; statü doğrudan verilir ve vatandaşlığınıza ilişkin mütekabiliyet tablosu ne öngörürse öngörsün ilk kalış süresi onaydan itibaren en fazla iki yıldır. ABD’den çıkıp yeniden giriş yapmayı planlıyorsanız uluslararası seyahat için yurt dışındaki bir konsolosluktan ayrıca vize etiketi almanız gerekir.
Her iki durumda da yatırım ve işletme E-2 şartlarını karşılamaya devam ettiği sürece ikişer yıla kadar kalış süresi uzatması alınabilir. Uzatma sayısı için yasal bir sınır yoktur.
ABD dışında bulunan E-2 başvuru sahiplerinin çoğu, bir ABD büyükelçiliği veya konsolosluğu üzerinden konsolosluk süreciyle başvurur. ABD’de hâlihazırda geçerli başka bir göçmen olmayan statüyle yasal olarak bulunuyorsanız bunun yerine USCIS’e statü değişikliği (change of status) başvurusu yapılabilir.
İki yol arasındaki fark yalnızca başvurunun nereye yapıldığıyla sınırlı değildir:
Statü değişikliği, uluslararası seyahat için bir vize etiketi sağlamaz. Statü değişikliği onaylandıktan sonra ABD’den ayrılırsanız geri dönmeden önce bir konsolosluktan E-2 vizesi almanız gerekir; bu nedenle statü değişikliği, işletmenin ilk aşamalarında yurt dışına seyahat etmesi gerekmeyen yatırımcılar için daha uygundur.
Statü değişikliği başvuruları genellikle daha hızlı sonuçlanır ve konsolosluk mülakatı planlama ve mülakata katılma gerekliliğini ortadan kaldırır; ancak premium processing imkânı ve USCIS’in iş yükü değişkenlik gösterir.
Yukarıda belirtildiği gibi statü değişikliği vatandaşlıktan bağımsız olarak ilk etapta iki yıl verir; konsolosluk süreci ise mütekabiliyet tablosunu esas alır ve Türk vatandaşları dahil pek çok ülke vatandaşı için en baştan daha uzun geçerli bir vize etiketi sağlar.
Konsolosluk süreci, genellikle (her zaman değil) kendi ülkenizdeki bir ABD büyükelçiliğine veya konsolosluğuna gitmenizi gerektirir. Statü değişikliği ise başvuru sırasında ABD içinde geçerli bir statüyü sürdürüyor olmanızı gerektirir.
Hangi yolun mantıklı olduğu; mevcut göçmenlik statünüze, seyahat planlarınıza ve işletmenin yatırımcının ne kadar hızlı biçimde fiilen orada bulunup çalışmasına ihtiyaç duyduğuna bağlıdır.
E-2 yenilenebilir bir vizedir, potansiyel olarak uzun yıllar boyunca kullanılabilir ve pek çok kişi bu vizeyle uzun ve başarılı bir hayat kurar. Ancak göçmen olmayan bir kategoridir ve tek başına kalıcı bir statüye götürmez.
Kalıcı oturum isteyen yatırımcıların genellikle buna paralel yürüyen ayrı bir stratejiye ihtiyacı vardır; bu çoğunlukla EB-1A, EB-2 NIW, uygun çok uluslu bir yapı varsa EB-1C veya EB-5’tir. Bunu sekizinci yılda fark etmek, ilk yıldan planlamaktan çok daha kötüdür.
Bu sayfa Ekim 2026 başı itibarıyla günceldir; yalnızca genel bilgi sunar ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.
Amerika göçmenlik hizmetleri, Celiksoy Law Firm, PC (San Diego, CA, ABD) tarafından sunulmaktadır.
Sabit bir rakam yoktur. Yeterlilik, o türden bir işletmeyi kurmanın veya satın almanın maliyetiyle orantılı olarak değerlendirilir ve tutarın bağlılığınızı gösterecek ve başarıyı makul kılacak düzeyde olması gerekir. Bir iş modeli için uygun olan rakam bir başkası için uygun olmayabilir; bu yüzden iş planı ile yatırım yapısının birlikte oluşturulması gerekir.
Evet ve bu çoğu zaman yeni kurulan bir işletmeye göre daha güçlü bir dosyadır; çünkü işletme zaten gerçek, faal ve gelir elde ediyor durumdadır. Bu da hem aktif işletme şartını hem de marjinallik testini karşılar. Yine de satın almanın, fonların risk altında ve geri dönülemez biçimde taahhüt edilmiş olmasını sağlayacak şekilde doğru yapılandırılması gerekir.
Tek bir cevabı yoktur; çünkü süre büyük ölçüde izlenen yola ve ilgili konsolosluğun veya USCIS hizmet merkezinin güncel iş yüküne bağlıdır. USCIS, I-129 Formu için hizmet merkezi bazında güncel işlem süresi aralıklarını internet sitesinde yayımlar; bu süreler bir yıl içinde birkaç ay değişebileceğinden önceki dosyalardan yola çıkılarak varsayılmamalı, başvuru sırasında kontrol edilmelidir. Konsolosluk süreleri ise esas olarak ilgili konsoloslukta mülakat randevusu bulunabilirliğine bağlıdır; ABD Dışişleri Bakanlığı bu bilgiyi de takip edip yayımlar.
Sizin kontrolünüzde olan ve genellikle yayımlanan ortalamalardan daha belirleyici olan iki etken vardır:
Premium processing: USCIS’e yapılan statü değişikliği ve uzatma başvurularında, ek ücret karşılığında premium processing, USCIS’in 15 iş günü içinde karar yönünde işlem yapmasını zorunlu kılar; bu işlem onay, ret ya da ek belge talebi (RFE) veya ret niyeti bildirimi (NOID) olabilir. Dosyaya uygulanan esasa ilişkin standardı değiştirmez ve doğrudan konsolosluğa yapılan ilk başvurularda kullanılamaz.
Dosyanın kalitesi: Gecikmelerin en yaygın nedeni sıradaki yer değil, eksik kanıtlardır; özellikle yetersiz bir iş planı veya boşluklar içeren bir fon kaynağı zinciri. İyi hazırlanmış bir başvuru, yayımlanan ortalamaların düşündürdüğünden daha hızlı ilerler; zayıf bir başvuru ise hangi yol seçilmiş olursa olsun süreci aylarca uzatan bir ek belge talebine yol açabilir.
Hayır, doğrudan götürmez. E-2, içinde kalıcı oturuma giden bir yol bulunmayan göçmen olmayan bir kategoridir. Prensipte süresiz olarak yenilenebilir, ancak kalıcı olarak yerleşmek isteyen yatırımcıların ayrı bir göçmen vizesi stratejisine ihtiyacı vardır.
E-2 sahiplerinin eşleri, statülerinin bir sonucu olarak genellikle çalışma hakkına sahiptir. 21 yaşından küçük çocuklar size eşlik edebilir ve eğitim alabilir, ancak çalışma izinleri yoktur.
E-2 aile üyesi statüsünden yaş sınırı nedeniyle çıkarlar. Bu önceden bilinen bir durumdur ve çok önceden planlanmalıdır; çünkü o noktadaki seçenekler, erken hazırlanan seçeneklere göre çok daha sınırlıdır.
Hayır. E-2, işletmeyi geliştirip yönetmenizi gerektirir ve bu kategori, bunu yaparken ABD’de bulunmanızı öngörür. Uzun süreli yokluk ve pasif katılım, statünün dayanağını zayıflatır.
Vatandaşlığınızı, yatırım planınızı ve fonlarınızın kaynağını başvurudan önce birlikte değerlendirebiliriz. Görüşme için randevu alabilir veya değerlendirme formunu doldurabilirsiniz.