E-1 ticaret vizesi, antlaşma ülkesi vatandaşlarının esas olarak ABD ile o antlaşma ülkesi arasında önemli hacimde ticaret yapmak amacıyla ABD’ye girmesine imkân tanır. Uygunluk vatandaşlığa bağlıdır: hem tüccarın hem de gerektiğinde işletmenin ABD ile uygun bir antlaşması bulunan bir ülkenin tabiiyetini taşıması gerekir. Türkiye antlaşma ülkeleri arasında yer aldığından Türk vatandaşları bu açıdan genellikle uygundur. Antlaşma ülkelerinin güncel listesinin tamamı ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından tutulur ve dönemsel olarak güncellendiğinden her zaman doğrudan kontrol edilmelidir.
E-1 ve E-2, aynı vatandaşlık şartını ve usul çerçevesinin büyük kısmını paylaştıkları için çoğu zaman birlikte ele alınır. Ancak uygunluğu sağlayan faaliyet tamamen farklıdır.
E-2 sermayeyle ilgilidir. ABD’deki bir işletmeye para yatırır ve onu yönetmek için gelirsiniz.
E-1 ise mübadeleyle ilgilidir. İki ülke arasında hâlihazırda var olan bir ticaret akışını yürütür ve bunu sürdürmek için gelirsiniz. Herhangi bir yatırım şartı yoktur.
Bu nedenle E-1; ithalat-ihracat şirketleri, nakliye ve lojistik firmaları, emtia tüccarları, iki ülke arasında hizmet akışı bulunan teknoloji şirketleri ve asıl faaliyeti antlaşma ülkesi ile ABD arasında mal, hizmet veya teknoloji hareketi olan şirketler için doğal bir kategoridir.
Ticaret, ABD ile antlaşma ülkesi arasında bedel karşılığında ticari unsurların hâlihazırda süregelen uluslararası mübadelesini ifade eder. Fiziksel mallardan daha geniş bir kavramdır ve şunları kapsar:
Mübadelenin gerçekten uluslararası nitelikte olması ve bedel karşılığında bir ticari unsurun uygun şekilde el değiştirmesini içermesi gerekir. Tamamen yurt içindeki faaliyetler ve sınırdan fiilen hiçbir şeyin geçmediği düzenlemeler bu kapsama girmez.
Önemli hacimde ticaret (substantial trade), zaman içinde çok sayıda işlemi kapsayan, büyük hacimli uluslararası ticari unsurların kesintisiz akışını ifade eder. Konsolosluklar tek bir büyük anlaşmadan çok, mevcut ve süregelen bir ticari düzen arar.
Çok sayıda işleme yapılan vurgu önemlidir ve sıklıkla yanlış anlaşılır. Çok sayıda küçük işlem, önemli hacimde ticareti tek bir yüksek değerli sözleşmeden daha ikna edici biçimde ortaya koyabilir; çünkü tek seferlik bir işi değil, süregelen bir faaliyeti gösterir. Küçük işletmeler için işlemlerin sayısı ve düzenliliği özellikle önemlidir.
“Esas olarak iki ülke arasında” (principally between) ölçütü, antlaşma işletmesinin yürüttüğü toplam uluslararası ticaret hacminin yüzde ellisinden fazlasının ABD ile başvuru sahibinin vatandaşı olduğu antlaşma ülkesi arasında gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelir.
Bu ölçüt işletmenin toplam faaliyetini değil, uluslararası ticaretini esas alır. Birçok ülkeyle ticaret yapan bir şirketin, ABD ile antlaşma ülkesi arasındaki akışın uluslararası ticaretinin çoğunluğunu oluşturduğunu yine de göstermesi gerekir. Diğer açılardan güçlü başvuru sahiplerini en sık eleyen test budur ve herhangi bir başvuru hazırlanmadan önce gerçek rakamlarla modellenmelidir.
Yüzde elli eşiği basit bir hesaplama gibi görünse de uygulamada doğru biçimde modellemek nadiren kolaydır. Bazı durumlar tekrar tekrar karşımıza çıkar:
İki ülke arasındaki her ticari faaliyet, E-1 anlamında “ticaret” sayılmaz. Hizmetler, teknoloji transferi ve benzeri gayri maddi akışlar kapsama girebilir; ancak belirli bir hizmet düzenlemesinin ticari unsur niteliği taşıdığını kanıtlamak ve değerini bir mal sevkiyatı gibi belgelemek, genellikle basit bir mal işleminden daha fazla hazırlık gerektirir.
Bir şirketin ABD-Türkiye ticareti hem fiziksel malları hem de hizmet veya lisans düzenlemelerini içeriyorsa, yüzde elli testi uygulanmadan önce hacimlerin tutarlı ve karşılaştırılabilir bir esasa göre hesaplanması gerekir. İki kategorinin tutarsız biçimde ele alınması, beklenenden düşük bir oran çıkmasının yaygın nedenlerinden biridir.
Ticaret hacmi, farklı dönemlerde farklı para birimleriyle faturalanmış olabilecek işlemler üzerinden karşılaştırılır. Türk lirası ile dolar arasındaki kur hareketleri, hangi kurun ve hangi dönemin esas alındığına bağlı olarak ABD-Türkiye ticaretinin şirketin diğer uluslararası ticaretine oranını değiştirebilir. Özellikle yüzde ellinin üzerindeki marjın geniş olmadığı durumlarda bu oran varsayılmamalı, dikkatle modellenmelidir.
Ticaret ilişkili şirketler arasında gerçekleşiyorsa (örneğin Türkiye’deki ana şirket ile ABD’deki bağlı şirket arasında), işlemlerin hacim testinde dikkate alınabilmesi için yine de bedel karşılığında, emsallere uygun ve gerçek bir mübadeleyi yansıtması gerekir.
Bunların hiçbiri tek başına başvuruyu engellemez; yalnızca ticaret analizinin işletmeye dair genel bir izlenimle tahmin edilmek yerine başvurudan çok önce gerçek rakamlarla hazırlanması gerektiği anlamına gelir.
ABD dışında bulunan E-1 başvuru sahiplerinin çoğu, bir ABD büyükelçiliği veya konsolosluğu üzerinden konsolosluk süreciyle başvurur. ABD’de hâlihazırda geçerli başka bir göçmen olmayan statüyle yasal olarak bulunuyorsanız bunun yerine USCIS’e statü değişikliği (change of status) başvurusu yapılabilir.
İki yol arasındaki fark yalnızca başvurunun nereye yapıldığıyla sınırlı değildir:
Statü değişikliği, uluslararası seyahat için bir vize etiketi sağlamaz. Statü değişikliği onaylandıktan sonra ABD’den ayrılırsanız geri dönmeden önce bir konsolosluktan E-1 vizesi almanız gerekir; bu nedenle statü değişikliği, işletmenin ilk aşamalarında yurt dışına seyahat etmesi gerekmeyen tüccarlar veya çalışanlar için daha uygundur.
Statü değişikliği başvuruları genellikle daha hızlı sonuçlanır ve konsolosluk mülakatı planlama ve mülakata katılma gerekliliğini ortadan kaldırır; ancak premium processing imkânı ve USCIS’in iş yükü değişkenlik gösterir.
Yukarıda belirtildiği gibi statü değişikliği vatandaşlıktan bağımsız olarak ilk etapta iki yıl verir; konsolosluk süreci ise mütekabiliyet tablosunu esas alır ve Türk vatandaşları dahil pek çok ülke vatandaşı için en baştan daha uzun geçerli bir vize etiketi sağlar.
Konsolosluk süreci, genellikle (her zaman değil) kendi ülkenizdeki bir ABD büyükelçiliğine veya konsolosluğuna gitmenizi gerektirir. Statü değişikliği ise başvuru sırasında ABD içinde geçerli bir statüyü sürdürüyor olmanızı gerektirir.
Hangi yolun mantıklı olduğu; mevcut göçmenlik statünüze, seyahat planlarınıza ve ticari ilişkinin ne kadar yerleşik olduğuna bağlıdır.
Antlaşma ülkesi vatandaşlığına sahip olan ve önemli hacimde ticaret yürütecek olan tüccar.
Antlaşma işletmesinin, aynı antlaşma ülkesi vatandaşlığını taşıyan ve üst düzey yönetici veya denetçi olarak görev yapmak üzere gelen ya da işletmenin verimli işleyişi için asli nitelikte özel becerilere sahip çalışanları.
İşletmenin kendisi de antlaşma ülkesinin tabiiyetini taşımalıdır; yani en az yüzde ellisi, göçmen olmayan antlaşma tüccarı statüsünü sürdüren veya ABD’de değilse antlaşma tüccarı olarak sınıflandırılabilecek o ülke vatandaşlarına ait olmalıdır.
E-1 vizesinin birbirinden ayrı iki süresi vardır ve bunların karıştırılması sık rastlanan bir kafa karışıklığıdır.
E-1 statüsünü yurt dışında konsolosluk süreci ile alırsanız pasaportunuza basılan vize etiketinin geçerlilik süresi, genel olarak USCIS veya göçmenlik mevzuatı tarafından değil, vatandaşlığınıza ilişkin mütekabiliyet tablosu (reciprocity schedule) tarafından belirlenir. Türk vatandaşları için bu süre şu anda beş yıl, çok girişli ve mütekabiliyet ücreti olmaksızın uygulanmaktadır. Mütekabiliyet tabloları ülkeden ülkeye önemli ölçüde farklılık gösterir ve değişebilir; başvuru öncesinde her zaman doğrudan ABD Dışişleri Bakanlığı üzerinden teyit edilmelidir. Bundan bağımsız olarak, bu vizeyle ABD’ye her girişinizde Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) tarafından I-94 Formu’na kaydedilen bir kabul süresi verilir; bu süre, vize etiketinin geçerliliğinden bağımsız olarak genellikle giriş tarihinden itibaren iki yıldır. ABD’de kalma hakkınız vizenin bitiş tarihine değil I-94 tarihine bağlıdır; yani beş yıllık bir vize, beş yıl kesintisiz kalış izni anlamına gelmez.
E-1 statüsünü ABD’de bulunurken USCIS’e statü değişikliği başvurusu yaparak alırsanız ortada bir vize etiketi olmaz; statü doğrudan verilir ve vatandaşlığınıza ilişkin mütekabiliyet tablosu ne öngörürse öngörsün ilk kalış süresi onaydan itibaren en fazla iki yıldır. ABD’den çıkıp yeniden giriş yapmayı planlıyorsanız uluslararası seyahat için yurt dışındaki bir konsolosluktan ayrıca vize etiketi almanız gerekir.
Her iki durumda da ticari faaliyet E-1 şartlarını karşılamaya devam ettiği sürece ikişer yıla kadar kalış süresi uzatması alınabilir. Uzatma sayısı için yasal bir sınır yoktur.
Bu sayfa Ekim 2026 başı itibarıyla günceldir; yalnızca genel bilgi sunar ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.
Amerika göçmenlik hizmetleri, Celiksoy Law Firm, PC (San Diego, CA, ABD) tarafından sunulmaktadır.
Sabit bir rakam yoktur. Önemli hacim, zaman içinde çok sayıda işlemi kapsayan büyük hacimli ve kesintisiz bir akışa göre değerlendirilir. Özellikle küçük işletmelerde işlemlerin düzenliliği ve sayısı, değerleri kadar önemlidir.
Tek bir cevabı yoktur; çünkü süre büyük ölçüde izlenen yola ve ilgili konsolosluğun veya USCIS hizmet merkezinin güncel iş yüküne bağlıdır. USCIS, I-129 Formu için hizmet merkezi bazında güncel işlem süresi aralıklarını internet sitesinde yayımlar; bu süreler bir yıl içinde birkaç ay değişebileceğinden önceki dosyalardan yola çıkılarak varsayılmamalı, başvuru sırasında kontrol edilmelidir. Konsolosluk süreleri ise esas olarak ilgili konsoloslukta mülakat randevusu bulunabilirliğine bağlıdır; ABD Dışişleri Bakanlığı bu bilgiyi de takip edip yayımlar.
Sizin kontrolünüzde olan ve genellikle yayımlanan ortalamalardan daha belirleyici olan iki etken vardır:
Premium processing: USCIS’e yapılan statü değişikliği ve uzatma başvurularında, ek ücret karşılığında premium processing 15 iş günü içinde işlem yapılmasını (onay, ret veya ek belge talebi) yapılmasını sağlar; ancak dosyaya uygulanan esasa ilişkin standardı değiştirmez. Doğrudan konsolosluğa yapılan ilk başvurularda kullanılamaz.
Dosyanın kalitesi: Gecikmelerin en yaygın nedeni sıradaki yer değil, eksik kanıtlardır; özellikle yüzde elli eşiğini net biçimde ortaya koymayan bir ticaret analizi veya işlem geçmişinde boşluklar bulunan belgeler (faturalar, konşimentolar, sözleşmeler). İyi hazırlanmış bir başvuru, yayımlanan ortalamaların düşündürdüğünden daha hızlı ilerler; zayıf bir başvuru ise hangi yol seçilmiş olursa olsun süreci aylarca uzatan bir ek belge talebine yol açabilir.
Evet. E-1, ticaret başlatmak için değil, mevcut ticareti sürdürmek içindir. Başvuru sırasında, tamamlanmış işlemlerle kanıtlanan fiili ve gösterilebilir bir ticari ilişkinin bulunması gerekir.
Mümkün olabilir; ancak ABD ile antlaşma ülkesi arasındaki akışın, işletmenin uluslararası ticaretinin yüzde ellisinden fazlasını oluşturması gerekir. Uluslararası faaliyetleri çeşitlenmiş bir şirket, ABD ile önemli hacimde ticaret yapsa bile bu testi geçemeyebilir. Başvurmadan önce rakamları modelleyin.
E-1 mevcut bir ticaret akışı gerektirir, yatırım gerektirmez. E-2 ise önemli miktarda yatırım gerektirir, ticaret gerektirmez. Hem ABD’deki bir faaliyete yatırım yapan hem de iki ülke arasında ticaret yürüten bir işletme her ikisine de uygun olabilir; tercih, hangisinin daha kolay kanıtlanabileceğine ve planlanan faaliyete hangisinin daha uygun düştüğüne göre yapılır.
E-1 sahiplerinin eşleri, statülerinin bir sonucu olarak genellikle çalışma hakkına sahiptir. 21 yaşından küçük çocuklar eğitim alabilir, ancak çalışma izinleri yoktur.
Doğrudan götürmez. E-2 gibi, yenilenebilen ancak içinde göçmen vizesine giden bir yol bulunmayan göçmen olmayan bir kategoridir. Kalıcı oturum isteyen tüccarların genellikle ayrı bir stratejiye ihtiyacı vardır; uygun bir şirket yapısı mevcutsa L-1A’dan EB-1C’ye geçiş çoğu zaman daha doğrudan bir yoldur.
Ticaret hacminizi, ABD ile Türkiye arasındaki ticaretin payını ve gerekli belgeleri başvurudan önce birlikte değerlendirebiliriz. Görüşme için randevu alabilir veya değerlendirme formunu doldurabilirsiniz.